Ermeni Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ermeni Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2012 Cumartesi

Artvin Yusufeli

Geçtiğimiz yaz yani 2011 yazında Artvin'e yolumuz düştü. İki haftaya yakın kaldığımız Artvin'de bir çok yeri görme şansımız oldu. Yolumuz Yusufeli'ne de düştü. Yusufeli Artvin'den çok farklı bir bölgeye ait geldi bana. Bu nedenle farklı yanlarını yazayım istedim.

Mesela Artvin geneline göre fazlasıyla muhafazakar bir ilçe. Erzurum'un kuzey ilçelerinden İspir'e ve Tortum'a çok yakın. Hatta bir kaç köyden sonra Erzurum il sınırı başlıyor. Artvin coğrafyasına hakim renkler Artvin merkezden çıkılıp da Yusufeli yoluna girdiğinizde hemen azalmaya başlıyor. Yeşil renkler kahverengi oluyor ve yeşim yamaçlar taşlık yamaçlara dönüyor daha da ileride. Artvin-Erzurum yolu yani Artvin-İspir yolu ise tam bir felaket. Biz Artvin'e giderken Karadeniz Sahil Yolu'nu kullanmıştık. İyi de etmişiz açıkcası. Erzurum Artvin yolu tam bir felaket. Yani bu yolun Yusufeli ilçe merkezinden sonraki kısmı şehirler arası yol diye geçiyor sanırım. Böyle bir hata olabilir mi? O yol köy yolu olabilir ancak. Hem dönüşlü hem de tek şeritli bir yol bence canavardan farksızdır. Zaten Artvin şoförleri denildiğinde ilçe farklılıkları nedense ortadan kalkıyor :) Şoförler o yollarda o hızla giderlerse daha bir çok aile öte aleme gitmeye devam edecektir. Bir çok aile o yollarda yok olmuş öğrendiğime göre. Arabalar daracık yollarda üstüme üstüme geldiler gerçekten de Artvin genelinde.

Yusufeli, Karadeniz coğrafyasında bir ilçe gibi görünse de gerçek her haliyle farklı. ticaret Erzurum ile yapılıyor. Din anlayışı ve demokratlık Erzurum seviyesine yakın. İnsanları yine de sıcaklar ama. Erzurum'u elbette bilmiyorum ama Erzurum'da milliyetçi muhafazakarlık ve soğuk bir iklim olduğu için insanları biraz daha farklı olabilir. Yani ülkemizin insanlarını yaftalamak değil anlatmak istediğim ama daha tutucu ortamlar insanları başkalaştırıyor gördüğüm kadarıyla.

Yusufeli, pirinç (çeltik) üretimi yapılan bir yer. Aynı zamanda zeytin yetişiyor.Çeltik ekimi nedeniyle bataklık ortamı gerektiği için buna uygun bir yer. Böyle olunca sivrisinek olayı insanı mahvediyor. Sivrisineğin haddi hesabı yok. Biz yağmurda gittiğimiz için canımız az yandı bu konuda :)

Dikkatimiz çeken diğer bir konu köylerin isminin çoğu Ermenice. Yani hala eski isimler kullanılıyor ve mevcut köylerin eskiden Ermeni vatandaşlarımızın olduğu söyleniyor. Bir çok manastır, kilise vb. yapı zarar görse de hala mevcut. Define bulanlar olmuş bolca define arayan kişiler arasında... Bu çok hüzünlü bir konu. Orada yaşayan insanlardan en azından konuştuklarımdan onlar hakkında kötü bir söz duymamak az da olsa teselli etti beni. Yerlerinden yurtlarından edilmiş milyon tane insan. Ne demektir.....  Keşke böyle olmasaydı :(

Yılan bolca var. Ben arabayla eziyordum bir kaç adet az kalsın. Yağmur sonrası soğukkanlı yılan arkadaşlarımız birbiri ardına kendilerini güneşe vermek için piyasaya çıkıyorlar. Çevrede küçük çocuklar olduğu için bir kaç tane kovaladım ne yalan söyleyeyim.

Bunların dışında HES projeleri Yusufeli'ne de uğramış durumda. Bir çok yer şantiye alanı olmuş. İnsanlar iş bulmuşlar ama yarın aynı doğayı bulamayacakları ortada.

Memleketimizin güzel, karakteristik ilçelerinden birisi Yusufeli.. Selam olsun Yusufeline...

10 Ocak 2012 Salı

Hrant Dink

Hrant Dink, Türkiye'nin cahil cühela milliyetçilerinin anlayamayacağı türden sevgi içerikli konuştuğu için başkaydı, ötekiydi. Farklı konuşuyordu; saldırmıyordu kimselere. Tam tersine birleştirici konuşuyordu her fırsatta ama anlayana.

Ben televizyonda bir tartışma programında izlemiştim son kez onu. Etyen Mahçupyan ile katıldıkları bir tartışm programında Ermenilik üzerine görüş belirtiyorlardı. 


Ne acı ki kendini anlatabilme mücadelesine tanık olmaya başlamışken haberlerde gördüm vurulmuş yatan görüntüsünü. Katledildi Hrant Dink. Kuklalar, maşalar, hiçbirşeyden haberi olmayanlar tarafından. 


Anlatamadı kendini o da bir çok insan gibi bu ülkede. Bu ülke utançlar ülkesidir. Bu ülkede biraz öne çıkan bir doğrucu ertesi güne sağ çıkmayabilir. Bunun olma ihtimali her zaman % 51'dir. Utanıyorum. Nasıl ki Barış Gelini olarak bilinen İtalyan bayanın binlerce kilometre yol alarak yaptığı barış gezisine Türkiye'de devam etmek isterken tecavüz edilip öldürülüşünden utandığım gibi. 


Neden? böyle mi olmak zorunda. Televizyonda gördüğü herşeyi olduğu gibi alan koyun dediğimiz halk, neden böyle olmak zorundasın. Biz de koyunuz elbette bu toplumda yaşadığımız için. Ama neden? Televizyondaki hedefler neyse hedefin de o mu olacak. Gör artık karanlığı üzerimize salanı.


Ne suçu vardı Hrant Dink'in Ermeni olmak dışında. İfade özgürlüğü yüzünden çekmediği kalmadı. Ama Ermeniliği yüzünden canını verdi. Hrant Dink'in yerde yatan bedeni ve altı delik ayakkabısı gözümünden önünden gitmiyor. Eşine, çocuklarına, torununa ne diyelim.. İnsanı insandan ayıranlara inat Hepimiz Ermeni, hepimiz Hrantız. 


Kalbimizdesin Hrant Ağabey..