faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faşizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2012 Cuma

Newroz & Nevruz 2012

2012 yılında Newroz kutlamaları tam bir kaosa dönüştü. Hükümet, her zamanki devletsel tavıra sahip çıktı ve yasaklarına devam etti. Anlamsız yaklaşım ile insanlara baskı kurmayı seçti.

İsteyen istediği zaman kutlar, sana ne?

İstihbarat varmış falan da filan da.. İstihbarat ne zaman yok ki. 1 Mayıs bayramlarında  da vardı gelen bilgiler ama gördük ki Taksim'de tam bir bayram yaşandı.

Burada insanlara baskı yolunu seçmek, inatlaşmak, mevcut taşkınlıkları tetiklemiştir. Devlet her zaman ki yaklaşımını sunmuştur vatandaşına. Taşkınlık hoş bir durum mu? Değil tabi ki. Ama devlet terörü diğer terörlere kaynaklık etmiştir bu ülkede her zaman.

Bunun yanında öyle bir söylem var ki devlet ağzında şaşmamak elde değil. Nevruz (newroz) Türk dünyasının bahar bayramıymış. Bu ne saygısızlıktır, insanları etki altına alma gayretidir. Yüzyıldır bunu yaptınız, bırakın artık... Nevruz & Newroz bütün halklarındır... İranlıların, Iraklıların, Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin, Arapların...

Kutlamak isteyen herkesin..

1 Şubat 2012 Çarşamba

Albay Çillioğlu

Tunceli Alay Eski Komutanı Kazım Çillioğlu'nun da bir çok insanımız gibi faili meçhul bir cinayete kurban gittiği kanıtlandı. Zaten şüpheli bir ölümdü ama yasal deliller ile bu acımasızlık ortaya çıktı.

Zamanında intihar deyip de bu işin üstünü örtenlerin yanına kar kalacak elbette. Türkiye, karanlıklar ülkesidir, faile giden gittiğiyle kalır, zalimin zulmü ebedidir bu ülkede.

Fotoğrafta komutanlardan Kazım Çillioğlu, Jandarma Genel Komutanlığı yapan ve uçak kazası ile ölen Eşref Bitlis'e selam veriyor. Eşref Bitlis, Turgut Özal ile Kürt Sorunu konusunda güzel çalışmalar yapacaktı ama karanlık odaklar izin vermediler. Uçağı sözüm ona arıza nedeni ile düştü. Artık çocuklar bile bu yalana prim vermezken hala bir çok insanımız bunu savunuyor.

Herşeyden acısı bunca karanlık olaya sahip çıkan bir halk yüzdemiz olmasıdır. Böyle bir durumu kabullenmek çok zor. İnsanlar gündüz gözüyle, herkesin ortasında haince, gaddarca imha edilecekler ve sen yine devleti savunduk diyeceksin. Hey bre ahmak aklın yok bilirim de vicdanın da mı yok az biraz...!

25 Ocak 2012 Çarşamba

Mamak Askeri Cezaevi ve 12 Eylül

Radikal Gazetesi'ndeki bir haber dikkatimi çekti. 12 Eylül 1980 darbesinde asker olan bir kişi, komutanların baskılı emirleri sonucu çeşit çeşit işkenceler uygulamış insanlara. Bu kişi bir er. Tutuklulara yaptığı işkenceler yüzünden psikolojik sorunlar yaşamış, tedavi görmüş. Bu işi yapmış yüzlerce askerden sadece birisi.

Peki bu kadar askerden payını almış onbinlerce insan ne olacak? Bu insanların psikolojileri, annelerinin, babalarının, çocuklarının, abilerinin, ablalarının, dayılarının, amcalarının, yeğenlerinin ilişkili olarak psikolojilerini düşününce bu ülkenin geleceğini düşünemiyorum.

Üzerinden buldozer geçmiş bir halk.. Şimdi neden sessiz, hiçbirşey olmamış gibi tepkisiz daha iyi anlışılıyor. Bir insan yaptığı işkencelerden dolayı psikolojikmen hasta oluyorsa işkenceyi gören tarafın travmaları bu toplumun bozulmasına bile neden olabilir...

Yazık, çok yazık...

12 Ocak 2012 Perşembe

12 Eylül 1980

Tarih 12 Eylül 1980.. Türkiye'nin bilmem kaçıncı karanlık devrinin başlangıcı. Siyasi kargaşaya son verme bahanesi ile yapılan darbenin yaktığı sayısız can.. Rakamlar her yerde veriliyor. Ben de veriyorum.

Gözaltına alınanların sayısı 650 bin, yargılananların sayısı 230 bin kişi, hakkında idam cezası istenenler 7 bin kişi, idam edilen 50 kişi.Ve gözaltında kabolan yüzlerce, işkenceden geçen binlerce insan.


Kimlerdi bu insanlar. Türkiye vatandaşlarıydı. Çoğu solcu olmak üzere sağ ve soldan bir sürü insan kırıldı, ezildi, öldürüldü, yok edildi, aileleri susturuldu.

Kimin ne hakkı vardı bunlara. Hem ortalığı karıştıracaksın Çorum, Kahramanmaraş gibi provakasyonlarla hem de ortalık karıştı diye darbe yapıp zaten zarar görenleri yeniden zarara uğratacaksın. Devlet, halkına böyle yapar mı? Demir yumruğunu en küçük olaylarda bile halkının tepesine indiren şerefsizler, gün gelecek devran dönecek sizler de kahrolacaksınız.Kahrolun!

Siz, sıcak evlerinizde, lüks yaşantınızı yaşayın, orduevlerinizde alakart menülerinizi lüks restoranlardan farkı olmayacak şekilde tadınız. Çocuklarınız fabrikatör çocuklarından bile imtiyazlıdır, hastalığınızı bile en güzel koşullarda tedavi ettirirsiniz.

Ve yüce milletimiz, sevgili halkımız sizleri baştacı etmeye devam etsin. Ey Aziz Nesin senin kıymetin her geçen yıl daha da anlaşılıyor... Ey halk devam et..................

10 Ocak 2012 Salı

Hrant Dink

Hrant Dink, Türkiye'nin cahil cühela milliyetçilerinin anlayamayacağı türden sevgi içerikli konuştuğu için başkaydı, ötekiydi. Farklı konuşuyordu; saldırmıyordu kimselere. Tam tersine birleştirici konuşuyordu her fırsatta ama anlayana.

Ben televizyonda bir tartışma programında izlemiştim son kez onu. Etyen Mahçupyan ile katıldıkları bir tartışm programında Ermenilik üzerine görüş belirtiyorlardı. 


Ne acı ki kendini anlatabilme mücadelesine tanık olmaya başlamışken haberlerde gördüm vurulmuş yatan görüntüsünü. Katledildi Hrant Dink. Kuklalar, maşalar, hiçbirşeyden haberi olmayanlar tarafından. 


Anlatamadı kendini o da bir çok insan gibi bu ülkede. Bu ülke utançlar ülkesidir. Bu ülkede biraz öne çıkan bir doğrucu ertesi güne sağ çıkmayabilir. Bunun olma ihtimali her zaman % 51'dir. Utanıyorum. Nasıl ki Barış Gelini olarak bilinen İtalyan bayanın binlerce kilometre yol alarak yaptığı barış gezisine Türkiye'de devam etmek isterken tecavüz edilip öldürülüşünden utandığım gibi. 


Neden? böyle mi olmak zorunda. Televizyonda gördüğü herşeyi olduğu gibi alan koyun dediğimiz halk, neden böyle olmak zorundasın. Biz de koyunuz elbette bu toplumda yaşadığımız için. Ama neden? Televizyondaki hedefler neyse hedefin de o mu olacak. Gör artık karanlığı üzerimize salanı.


Ne suçu vardı Hrant Dink'in Ermeni olmak dışında. İfade özgürlüğü yüzünden çekmediği kalmadı. Ama Ermeniliği yüzünden canını verdi. Hrant Dink'in yerde yatan bedeni ve altı delik ayakkabısı gözümünden önünden gitmiyor. Eşine, çocuklarına, torununa ne diyelim.. İnsanı insandan ayıranlara inat Hepimiz Ermeni, hepimiz Hrantız. 


Kalbimizdesin Hrant Ağabey..